
AİLE HEKİMLİĞİNİN SORUNLARI SAYMAKLA BİTMİYOR!
Ekim 18, 2026
TEŞVİK PİRAMİDİNDEN GELECEĞİN HEKİMLİĞİNE: BİZİ NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR?
Ekim 23, 2026Arkadaşlar, gelin bir an duralım ve kendimize dürüstçe bir soru soralım. Biz gerçekten emeğimizin karşılığını mı istiyoruz, yoksa birbirimizden daha fazla kazanmanın mı peşindeyiz? Bugün herkes kendi branşını anlatıyor.
“Benim yaptığım ameliyat daha zor.”
“Benim sorumluluğum daha fazla.”
“Benim uzmanlığım daha değerli.”
“Ben özele gitsem şu kadar para kazanırım.”
Peki, gerçekten öyle mi? Özel sektörde hekimlerin nasıl çalıştırıldığını, hangi baskılar altında hizmet verdiğini, gelirlerinin nasıl belirlendiğini hepimiz biliyoruz. Evet, bazı hekimler kamudan daha fazla kazanabiliyor. Ama özel sektör de hekime yalnızca unvanı için değil; ürettiği gelir, yaptığı işlem ve kuruma sağladığı kazanç üzerinden ödeme yapıyor. Yani bugün eleştirdiğimiz üretim baskısı, başka biçimlerde özel sektörde de karşımıza çıkıyor.
Peki, biz kamuda nasıl bir hekimlik düzeni istiyoruz?
Daha çok hasta bakmak mı?
Daha çok işlem yapmak mı?
Daha çok puan toplamak mı?
Yoksa doğru endikasyonla, bilimsel ve etik ilkelerden ayrılmadan, hastanın yararını önceleyerek çalışmak mı?
Elbette üretim önemlidir. Verimli çalışmak önemlidir. Kamu kaynaklarını doğru kullanmak önemlidir. Ama üretimin miktarı, tek başına hekimlik hizmetinin değerini belirleyebilir mi?
Bir hekim günde 200 hasta bakarak yüksek puan üretebilir. Başka bir hekim saatlerce süren, yüksek riskli bir ameliyatla bir hastanın hayatını kurtarabilir. Peki, bu iki emeğin değerini yalnızca puanla ölçebilir miyiz?
Bir karaciğer naklini, bir beyin tümörü ameliyatını, acilde yapılan hayati bir müdahaleyi veya yoğun bakımda verilen kritik bir kararı aynı cetvelle değerlendirmek mümkün mü?Üstelik sistem, bazı işlemleri artıran hekime daha fazla ödeme vaat ediyorsa hepimiz şu soruyu sormak zorundayız: Daha fazla puan kazanmak için mi çalışacağız, yoksa hastamız için doğru olanı yapmak için mi?
Kardiyoloğa daha çok anjiyo, gastroenteroloğa daha çok ERCP ve polipektomi, cerraha daha çok ameliyat, serviste çalışan hekime daha çok yatış…
Üretim artışı elbette gerekli olabilir. Ancak ödeme sistemi, hekimi sürekli daha fazla işlem yapmaya yönlendiriyorsa bu teşvikin klinik kararlar üzerindeki etkisi de değerlendirilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca hekimin ne kadar kazandığı değildir. Mesele, ödeme sisteminin hekime hangi davranışı ödüllendirdiğidir.
Bir işlemin tıbbi gerekliliği ile puan getirisi çatıştığında hekim hangi ölçüyü esas alacaktır? İşte burada evrensel tıp etiği, mesleki bağımsızlık ve hasta yararı devreye girer. Sistem bunları korumak zorundadır.
Gelelim en önemli noktaya… Bugün aynı branştaki hekimler birbirlerini kıyaslıyor. Farklı branşlar birbirleriyle yarışıyor. Herkes kendi katsayısını, kendi puanını, kendi gelirini savunuyor.
Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Kimse emeğinin karşılığını kaybetmek istemez.
Ancak bu tartışma, hekimleri birbirinin karşısına dikilen rakiplere dönüştürürse asıl sorunu gözden kaçırırız.
Pasta aynı pasta. Dağıtım yöntemi değişiyor. Biz birbirimizle mücadele ederken sistemin kurallarını kim belirliyor, asıl bunu sorgulamamız gerekiyor.
Birimizin kazancı artsın diye diğerimizin emeğinin değersizleştirilmesini istemiyoruz. Bir branşın hakkını savunurken başka bir branşın hakkını inkâr etmiyoruz.
Biz, herkesin emeğinin objektif kriterlerle ölçüldüğü, temel gelirinin güvence altında olduğu, riskin ve sorumluluğun karşılık bulduğu, hiçbir hekimin daha fazla puan uğruna etik ikilem yaşamaya zorlanmadığı bir sistem istiyoruz.
Ve kendimize bir soru daha soralım:
Yarın herkes daha fazla puan toplamak için yarışmaya başladığında, bu yarışın kazananı kim olacak? Daha fazla kazanan birkaç hekim mi? Daha fazla işlem yapılan hastaneler mi? Yoksa emeği ölçülebilir, geliri öngörülebilir, mesleki bağımsızlığı korunmuş bir hekimlik düzeni mi?
Bizim mücadelemiz, bir hekimin diğerinden daha az kazanması için değil; hiçbir hekimin hakkının keyfî ve açıklanamayan kriterlerle belirlenmemesi içindir. Egomuzu bir kenara bırakıp ortak hakkımızı savunabilecek miyiz? Branşlarımızı yarıştırmak yerine adil bir sistem talep edebilecek miyiz? Çünkü bugün birbirimizi rakip görürsek yarın hepimiz kaybedebiliriz.
TEK Sendika olarak sorumuz açık:
Daha fazla puan için birbirimizle yarışan hekimler mi olacağız, yoksa hekimliğin onurunu, emeğini ve etik ilkelerini birlikte savunan meslektaşlar mı? Mücadelemiz birbirimize karşı değil, adaletsizliğe karşı olmalı.
Tek tek değil, birlikte güçlüyüz.





