
AYLIK SENDİKAL FAALİYET RAPORU (15 EYLÜL – 15 EKİM 2026)
Ekim 18, 2026
BİR ZAMANLAR GELECEĞİNE BİRİKİM YAPAN HEKİM, BUGÜN AY SONUNU HESAPLIYOR!
Ekim 18, 2026Dostlar, asıl meseleyi net konuşalım.
Hekim sayısını, istihdam kapasitesini ve eğitim altyapısını hesaba katmadan artırırsanız rekabeti büyütür, hekimlerin pazarlık gücünü düşürür ve emeği ucuzlatırsınız.
Tıp fakültesi kontenjanları artırılıyor, uzmanlık kadroları çoğaltılıyor. Peki, yeterli eğitici var mı? Nitelikli uzmanlık eğitimi veriliyor mu? Mezun olan hekimlere yetecek istihdam planı var mı?
Hekim yetiştirmekle hekimlere diploma ve unvan dağıtmak aynı şey değildir. İstihdamdan hızlı büyüyen hekim arzı, bir süre sonra işsizlik baskısına; işsizlik baskısı da düşük ücretlere ve kötü çalışma koşullarına dönüşebilir.
Sağlık hizmetlerinin özelleşmesi ve piyasa koşullarının ağırlık kazanmasıyla birlikte bu tabloyu daha dikkatli değerlendirmeliyiz. Hekim sayısındaki artışın kime, hangi koşullarda yarar sağladığını; maliyetleri kimin üstlendiğini ve emeğin değerinin nasıl etkilendiğini sorgulamalıyız.
Yarın iş bulmakta zorlanan bir hekim, bugün reddettiği ücrete razı olmak zorunda kalabilir. İşini kaybetmekten korkan hekim, çalışma koşullarına itiraz edemeyebilir. İşte asıl tehlike budur: Hekimin emeği ucuzlarken mesleki bağımsızlığının da zayıflaması.
Bizim taleplerimiz açık:
- Tıp fakültesi ve uzmanlık kontenjanları, eğitim kapasitesine ve bilimsel insan gücü planlamasına göre belirlensin.
- Her branşın gelecekteki istihdam ihtiyacı açıklansın; plansız uzman arzının önüne geçilsin.
- Kamuda yeterli ve güvenceli hekim istihdamı sağlansın.
- Temel maaşlar güçlendirilsin; hekimlerin geliri değişken teşvik ödemelerine bağımlı olmaktan çıkarılsın.
- Mesleki bağımsızlık, iş güvencesi ve insanca çalışma koşulları yasal güvence altına alınsın.
- Hekim sendikaları sağlık politikalarının belirlenmesinde söz sahibi olsun.
Biz sendikacılığı yalnızca bugünün sorunlarına itiraz etmek olarak görmüyoruz. Yarın karşımıza çıkacak tehlikeleri bugünden öngörmek ve önlem almak zorundayız.
Otopark numaraları da düzelsin, günlük sorunlar da çözülsün. Ama bunlarla uğraşırken mesleğimizin geleceğini gözden kaçırmayalım.
Suriyelilerin savaşın ardından yaşadığı yıkımı anlatan çarpıcı bir söz vardır: Bir zamanlar farklı hayatları olan insanlar, sonunda aynı çöplükten çöp toplamak zorunda kalmışlardı.
Biz hekimler de bugün farklı branşlarda, farklı hastanelerde, farklı sendikalarda olabiliriz. Ama yarın işsizlik ve emeğin değersizleşmesi karşısında hepimiz aynı çaresizlikle karşılaşabiliriz.
Bugün birbirimizle rekabet ederek değil, ortak geleceğimizi savunarak hareket edelim. Yarın aynı çöplükten çöp toplamak zorunda kalacağımız günü beklemeyelim.
Çünkü mesele yalnızca bugün ne kadar kazandığımız değil; yarın emeğimizi hangi koşullarda satmak zorunda kalacağımızdır.
18.10.2026
Op. Dr. Merdan TÜRKER





